Postoperatif Pnömoni

Cerrahiden sonra ölen hastalarda en sık görülen komplikasyon pnömonidir. Bu hastaların yarıdan fazlasında ölümden direkt sorumlu veya yardımcı faktördür. Periton enfeksiyonu olan veya uzun süre ventilasyon desteği gereken hastalar postoperatif pnömoniye en hassas vakalardır. Atelektazi, Aspirasyon ve bol sekresyonda önemli predispozan faktörlerdir.

Pnömoniye karşı savunma mekanizmaları ise öksürük refleksi, mukosilier sistem ve alveoler makrofaj aktivetesidir. Cerrahiden sonra öksürük genellikle zayıftır ve bronşial ağacı tesirli bir şekilde temizleyemez. Mukoşilier transport mekanizması entübasyondan zarar görür, alveoler makrofajları ise peroperatuar ve postoperatuar bazı faktörlerden etkilenir (oksijen, pulmoner ödem, aspirasyon, kortizon tedavisi) ilaveten squamöz metaplazi ve silier koordinasyonun kaybında antibakteriyel savunmaları zayıflatır. Postoperatif pulmoner enfeksiyonların yarıdan fazlasında sorumlu ajan gram negatif basillerdir. Sıklıkla polimikrobial ve genellikle orofarengial sekresyonların aspirasyonundan alınmışlardır. Normal insanlarda orofarenkste gram negatif bakteri bulunması oram sadece %20 ise de, bozulan orofarengeal temizleme mekanizmaları sebebiyle majör cerrahiden sonra bu oran yükselir. Akciğer enfeksiyonunu ağırlaştıran faktörler azotemi, endotrakeal entübasyonun uzaması ve ciddi ikinci bir enfeksiyon bulunmasıdır.

Bazan, sorumlu bakteri akciğere respiratör vs. den hava yolu ile gelir. Pseudomonas aeruginosa ve Klebsiella bu makinalann nemli reservualannda yaşayabilmektedir ve yoğun bakım ünitelerindeki epidemik enfeksiyonların kaynağıdır. Nadiren uzak septik odaklardan direkt hematojen yayım görülebilir.

Postoperatif pnömoninin klinik bulguları ateş, takipne, sekresyon artışı ve pulmoner konsolidasyonun fizik bulgularıdır. Göğüs röntgeninde genellikle lokalize parankimal konsolidasyon görülür. Postoperatif pnömoniden ölüm oranı % 20-40 arasındadır. Acilen ameliyat edilenlerde, respiratöre bağlanan veya uzak organ yetmezliği olan hastalarda iken kültürü pozitif olan ve diğer akciğeride enfekte olan vakalarda bu oran daha da yüksektir.

Postoperatif pnömoninin profilaksisinde havayolunun sekresyonlardan temiz tutulması çok önemlidir. Profilaktik antibiyotik kullanılması orofarenxin gram negatif bakterilerle kolonizasyonu veya pnömoni insidansını azaltmaz. Tedavi, sekresyonu temizlemek ve antibiyotik başlamaktadır. Endotrakeal aspirasyonla direkt trakeadan alman sekresyondan bakterinin tesbiti de gereklidir.

Postoperatif Plevral Effüzyon ve Pnömotoraks Üst karın ameliyatlarından hemen sonra çok az bir plevral effüzyon oluşması nadir değildir ve klinik önemi yoktur. Cerrahi esnasında peritoneal serbest mayi bulunan ve postoperatif atelektazili hastalarda effüzyon oluşmasına eğilim vardır. Geç postoperatif dönemde kalp yetmezliği veya akciğer lezyonu olmaksızın, effüzyon görülmesi subdiafragmatik enflamasyonu (subfrenik abse, akut pankreatit vb) düşündürür.

Subclavia’ya kateterizasyondan veya pozitif basınçla ventilasyondan sonra postoperatif pnömotoraks gelişebilir, bazen nefrektomi, adrenallektomi gibi plevranın yaralandığı ameliyatlardan sonra da görülebilir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ