Çocuklarda Rubella

Rübella virüsünün teratojenik etkisi 1941 yı­lında  gregg tarafından gösterilmiştir. Kongeni

Tal rubellanın katarakt ve diğer belirtileri ile an­nenin gebeliğin ilk trimestrinde geçirdiği kıza­mıkçık arasındaki ilişki artık iyi bilinmektedir.

Kongenital rübella’nın sıklığı toplumun ba­ğışıklık durumu ile ilişkilidir. Çocukluk yaşların­da infeksiyonların sık olduğu toplumlarda gebe­lerde bağışıklık oranı yüksektir ve kongenital rubella nadirdir. Batı ülkelerinde sıklık 1:4000 olarak bildirilmekte, ancak çocuklara kızamıkçık aşısının yaygın olarak uygulanmasıyla sıklık gi­derek azalmaktadır.

Gebe bir kadın kızamıkçıkla infekte oldu­ğunda virüs plasenta yoluyla fetusa geçer ve fe tusun organlarına yayılır, doku hasarına ve kro­mozom kırılmalarına yol açar. Düşük veya ölü doğum görülebilir. Canlı doğanlarda hastalık be­lirtilerinin sıklığı gestasyon yaşı ile ilişkilidir. Anne rubella infeksiyonunu gebeliğin ilk 8 haf­tasında geçirirse çocukta infeksiyon olasılığı % 50 80 dir. Risk oranı, gebeliğin ikinci trimes­trinde % 10 20 ye düşer. 20nci gebelik haftasın­dan sonra fetus için tehlike hemen tamamiyle ortadan kalkar. Bu durum, 4 5 aylıktan sonra fetusun immun mekanizmalarının gelişmiş ol­ması şeklinde açıklanır.

Fetusta rubella virusu birçok organı ilgilen­diren yaygın kronik bir infeksiyon şeklinde sey­reder. Bu çocuklar, asemptomatik de olsalar, do­ğumdan sonra uzunca bir süre virusu taşırlar ve boğaz salgıları ile etrafa bulaştırabilirler. Bula şıcılık 2 yaşma kadar uzayabilir.

Rubella sendromunun belirtileri çok çeşitli ve değişkendir. Fetal malnütrisyon, gözle ilgili patoloji (katarakt, mikroftalmi, glokom, iris hipoplazisi, retinopati), mss bozuklukları (me ningoansefalit, mikrosefal! Veya hidrosefali, si­nirsel tip sağırlık, hipotoni, zekâ geriliği), kar diak defektler (başta patent ductus arteriosus olmak üzere ventriküler septal defekt, pulmoner arter stenozu, aort stenozu, fallot tetralojisi), ayrıca hepatosplenomegali, sarılık, trombosito peni, pnömonitis, kemik metafizlerinde dansite azalması, anterior fontanelin çok geniş olması gibi belirtiler oluşabilir. Katarakt, kalp anomalisi ve sağırlık kongenital rubella sendromunun kla­sik triadı olarak bilinir. Jeneralize lenfadenopati, hipogammaglobülinemi, miyokardit, hemolitik veya hipoplastik tipte anemi, serebrospinal sıvı­da hücre ve protein artışı daha nadir rastlanan bulgulardır.

Kongenital rubella vakalarında döküntü, insterstisyel pnömonitis, hipogammaglobülinemi,

Hücresel bağışıklık bozuklukları geç olarak be lirebilir. Bu çocuklarda ileri yaşlarda diabetes mellitus da gelişebilir,

Kongenital rubella’lı hastalarda, özellikle trombositopeni, sepsis, kalp yetersizliği ve ağır büyüme gelişme geriliği gösteren vakalarda ilk 6 ayda ölüm oranı yüksektir. Nörolojik sekeller sıktır.

Tanı, boğaz yıkantı suyu ve idrardan virü­sün izole edilmesiyle ve plazmadan rubella spe­sifik ıgm tayini yapılarak konulur.

Kongenital rubella için spesifik bir antiviral tedavi yoktur. Katarakt ve glokoma erken müda­hale şarttır. Hayatın ilk aylarında ve hatta bazı vakalarda daha da uzun bir süre bu çocuklar etrafa virüs saçabilirler. Bu nedenle izole edil­meleri gereklidir.

Her kız çocuğuna 12 15 aylıkta, en geç okul yaşlarında rubella aşısı uygulanması ile gebelik­te rubella infeksiyonu önlenmiş olur. Kızamık çıklı bir hasta ile temas etmiş bağışık olmayan gebelere gammaglobülin uygulanmasının etkin­liği tartışmalıdır. Gebeliğin erken döneminde ru­bella infeksiyonu geçiren gebelerde medikal abortus indikasyonu vardır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ