SPİNAL ANESTEZİ

Spinal ve epidural anestezi artık cerrahlar arasında eskisi kadar sık kullanılmamaktadır. Her iki teknikte birçok karın ve alt ekstremite müdahelesi sırasında şuur kaybı olmaksızın iyi bir ameliyat imkanı sağlar. Subaraknoid teknik de sistemik toksisiteye yol açmayacak kadar az miktar da ilaç kullanılır. Aynı zamarda etkisinin başlaması, yayılması ve sürekliliği ve kolay bir uygulama tekniği açısından daha uygundur. Epidural metodla epidural başlığın bulunması gereklidir ve yeni başlayanlar için daha zordur. Bunda postumbar fonksiyondan sonra spinal mayi kaybına bağlı olarak baş ağrısı olasılığı yoktur ve çok nadir komplikasyona sebep olan devamlı kateter tekniği kullanılabilir.

Suboraknoid uygulamada daha sık olarak araknoiditis, cauda, eguina sendoruman ve parapleziye neden olur. Subaraknodi bloğun yüksekliği ilaç dansitesine enjekte edilen maddenin volümüne ve injeksiyon pozisyonuna bağlı olarak değişir. İlaç dansitesi enjekte edilen maddenin spinal sıvıdan daha ağır (Hiperbarık) veya (hipobarik) olmasına göre hastanın pozisyonunu değiştirerek etki alanını genişletmede veya sınırlı tutmada faydalıdır. Epidural bloğun etki alanını sıklıkla enjekte edilen solüsyonun volümüne, daha az olarak ta pozisyona bağlıdır. Her iki anestezide bloke edilen spinal sinirlerin dağılım alanında sensoryal ve motor bloke edilen spinal sinirlerin dağılım alanında sesrisoryal ve motor blok meydana geterirler. Düşük konsantrasyonlar motor sinirleri etkilemeyebilir. İnterkostal adelelerin paralizisi santral sinir sistemi depressanları yokluğunda dakika ventilasyonunu etkilemez ve birçok sağlıklı hasta spinal anestezi sırasında hiperventilasyon yapar. Fakat solunum C 3,4,5, de oluşan frenik sinirin blokajı ile durabilir. Bu seyrek olay diğer anestetiklerin sebep olduğu respiratuar depresyon gibi yapay solunumla kolayca düzeltilebilir.

Spinal anestezi torako lamber sempatik sinir lifleriyle bunlara eşlik eden T -T somatik liflerin önköklerini bloke eder. Etki alanında arteriyel ve venöz tonus azalır, arteriyel direncin azalması ve venöz göllenmeye neden olur. Orta torasık sempatik liflerin blokajı adrenal glandların uyarılmasını bloke edere.Üst torasik sempatik liflerin blokaji kardı, ak uyarılmayı bloke eder. Esas etki venöz göllenme, bradikardi ve myokardın uyarılmasının azalmasına bağlı olarak meydana gelen kan basıncından düşmedir.

Total periferik direnç değişikliği bloğun yaygınlığına bağlıdır. Çünkü bloke bölgedeki vazodilatasyonu kompanze etmek için etlenmemiş alanda reflex vazaknstrüksiyon meydana gelir. Tabiidir ki hipovolemik şahıslar periferal arterioler ve venöz göllenmeyi zor tolere ederler. Tedavi yeterli hidrasyon sağlanması, hafif trendelenburg pozisyonu, ve daraltıcı ve pozitif kardiak etkisi iyi olan bir vazopressör ve oksijen uygulamasıyla yapılır. Spinal bloğun başa doğru yayılmasını önlemek için uygulanan başın yukarı kaldırılması (ters trendelenburg) venöz dönüşte azalmaya sebep olur ve bu hipotansiyon ile birlikte ise daha da tehlikeli olur.

Spinal sempatik blokajın diğer etkileri de terlemede, bağırsak peristaltizmi ve tonüsunda azalmadır. Gastro intestinal etkiler vagus ile meydana gelen parasimpatomimetik etkilerdir. Bulantı ve kusma gibi rahatsız edici durum spinal anestezi sırasında hemen hemen olağan kabul edilir ve sebebi tamamen aynıdır. Bunlar bazen atropin tedavisine cevap verirler. Hiçbir hipoksi belirtisi olmasa da oksijen tedavisi faydalı olabilir. Bu rahatsız edici durumu düzeltmek için uyku derecesinde bir sedasyon faydalıdır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ