TRANSFÜZYON

TEANFÜZYON
Kan nakli çok eski tarihlerde düşünülmüş ve muhtelif şekiller-de tatbik edilmiştir. Transfüzyonda hayvan ve insan kanı kullanıl­mıştır. 1900 yılında kan guruplarının Landsteiner tarafından bulun­masına kadar geçen sürede yapılan transfüzyon denemeleri çok ke­re ölümle sonuçlanmıştır. Tehlikesiz bir şekilde kan nakli ancak bu tarihten sonra mümkün olabilmiştir. Fakat bu arada bazı kompli­kasyonlann da zuhur ettiği gözden kaçmamıştır. Landsteiner ve Wienner 1940 da Rh faktörünü bulmuşlar, böylece gurupların keş­finden sonra görülen komplikasyonlann önüne geçmek mümkün ol­muştur. Eritrositlerdeki A ve B agglutioj enleri ve serumdaki A ve B agglutininlerine göre 4 kan gurubu tarif edilmiştir. Bu 4 gurup A,B,AB, ve O gurubu olarak adlandırılmıştır.
Hayat kurtancı bir etkiye sahip olan kan, vericiden usulü veç­hile alındıktan sonra kan bankalarında alıcıların istifadesine arze-dilir. Vericilerden alınan kan, bankalarda ilânihaye muhafaza edile­mez. Alman kan bankalarda ortalama olarak ancak 3 hafta muhaaza edilebilir. Bu süreden sonra destrüksion başlar. Kan bankala­rında ihtiyaç sahiplerinin istifadesine arz edilen kan, konserve kan adını alır. Konserve kanlarda trombositlerin aktivasyonu her ge­çen gün azalır. Bu bakımdan bazı muannit kanamalarda konserve kan yerine taze kan verilmesi bir zaruret olur. Bu takdirde yan ya­na yatırılan alıcının kanı vericiye özel bir aparey aracılığı ile nak­ledilir. Bu olmadığı takdirde vericiden usulünce alman kan, hiç bek­letilmeden alıcıya nakledilir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ