Total Parenteral Beslenmenin Endikasyon ve Sonuçları

Total parenteral beslenmenin endikasyonlarını kesin olarak belirlemek zordur. Genellikle total parenteral beslenme, iki hafta veya daha uzun süre ağız yolu ile yeterli beslenemeyen veya yüksek metabolik tüketimli hastalık ve travma durumlannda protein kalori malnütrisyonunun önlenmesi için kullanılır. Bu yolla en sık olarak tedavi edilen hastalıklar şöyle sıralanabilir; enterokutaneöz fistülller, uzamış bağırsak tıkanıklıkları, karın veya göğüs infeksiyonları, yanıklar, büyük travmalar, kısa bağırsak sendromu, üremi, şiddetli ülseratif kolit, Crohn hastalığı, kanserli hastaların ameliyat öncesi desteklenmesi, kısa süre içerisinde vücut ağırlığının %10 unun kaybı veya serum albumin düzeyinin 3 g/dl nin altına düştüğü ağır malnütrisyon hallerinde elektif bir cerrahi girişim düşünülüyorsa 2 veya 3 hafta süre ile TPN faydalı olabilir.

Şimdi hastaneye yatırılan hastaların beslenme durumlarını değerlendirmek için antropometrik ölçümler yaygın olarak yapılmaktadır. Bu ölçümler : kilo kaybı, ideal ağırlık yüzdesi, triseps adalesi deri kalınlığı, orta kol çevresi, total lenfosit sayımı,albumin, transferrin ve genel antijenlerin anerjik hatırlatması şeklinde uygulanan deri testleridir. Bununla beraber beslenme ile ilgili ölçüler beslenme tedavisi için kesin bir plan ortaya koymaz ancak tedavi sırasında tedavinin takibi ve değerlendirilmesinde kullanılabilir. Beslenme durumu ile ilgili ölçüm sonuçları vücudun kompozisyonu ile ölüm ve hastalık oranları iyi bir korelasyon göstermeyebilir. Ancak diğer kilinik bilgi ve verilerle birlikte değerlendirildiğinde beslenme durumunu aksettiren iyi bir indeks olarak alınabilir.

İltihabi bağırsak hastalıklarında TPN’un destekleyici tedavi rolünün ötesinde özel bir yeri vardır. Özellikle ince bağırsağı tutan regional enteritiste TPN diğer tedaviye eklenirse remisyon 2-3 hafta gibi kısa sürede süratle sağlanır. Kolonun Crohn hastalığında veya ülseratif kolitte TPN ile elde edilen sonuçlar çok yüz güldürücü değildir.

Kanserli hastalarda TPN uygulanması tartışmalıdır. Bir çok çalışmada kanserli hastaların yaşam sürelerini artırmadığı fakat beslenme durumlarını düzelttiği gösterilmiştir. Eğer kanser preterminal dönemde ise TPN işi karıştırmaktan öte fayda sağlamaz. Diğer taraftan kemoterapi ve radyoterapi ile klinik iyileşme bekleniyorsa TPN bu tedavilerde sıklıkla görülen kilo kaybı, ishal ve kusma gibi komplikasyonları önler.

Hastadan bir kilo değişikliği hikayesi alınırsa, beslenme durumu değerlendirilir ve kalori gereksinimini tespit edilir. Erişkin hastalar için günlük bazal enerji ihtiyacı 1800 kcal dir. Hastadaki Fahrenheit derece yükselmesi kalori gereksinimini %7 oranında artırırken yatak istirahati %30 oranında azaltır. Özel bir durum yok ise günlük yaklaşık 2500 kcal enerji ihtiyacı karşılar. Bununla beraber stresli hastaları anabolik duruma getirebilmek için günlük 45 kcal/kg enerji hesaplanmalıdır.

Kalori ve azot gereksinimi şu üç faktöre göre düzenlenmelidir:

1) Kilo

(2) Hesaplanan bazal metabolik ihtiyaç

(3) Malnutrisyonun derecesi.

Hali hazırda kişilerin ihtiyaçlarının çok üstünde kalori aldıkları yaygın olarak gözlenmektedir. Düşük kalori ile beslenme esnasında ve mikrobesleyiciler olan kalp yetmezliği, karaciğer yağlanması yağ, potasyum, fosfat, çinko, magnezyum ve thiamin ile ilgili eksiklikleri önlemek için dikkatli bir beslenme gerekir.

Karbonhidratlar, plasma aminoasitlerinin kas proteinine dönüşümünde rol aldıkları için nitrojen dengesi infüzyondaki karbonhidrat dengesine bağlıdır. Nitrojen dengesinin ölçümü, tedavi etkinliğini ortaya koyan en iyi dinamik testtir. Bu, üre dengesinin tespiti ile kolaylıkla uygulanabilir. Optimal kalori nitrojen oranı değişebilir. Normal bir erişkin diyeti her gram nitrojen için 150-200 protein orjinli olmayan kalori içerir. Her gram nitrojen için protein kaynaklı olamayan 150-200 kalori genellikle TPN solüsyonlan için optimaldir. Bununla beraber protaplasmaya dahil olan nitrojen yüzdesi ile her gram nitrojene karşılık yaklaşık 425 nonprotein kalori düzeyine ulaşmak için gerekli karbonhidrat miktarı arasında lineer bir ilişki vardır.

Üre retansiyonuna bağlı hastalıklarda (böbrek yetmezliği gibi), üre oluşumunu önlemek için kalori/nitrojen oranının 200-300/1 olması gerekir. Nitrojenin anabolik olarak depolanması (protoplasma gibi) pozitif fosfor ve potasyum dengesini gerektirdiği gibi yeterli sodyum ve klor da gerektirir. TPN yapılan hastalardan elde edilen denge verilerine göre, her yeni protoplasmik unit için iyonik karekterde yeterli miktarda intra ve ekstrasellüler sıvıya ihtiyaç vardır. Yağ şeklinde depo edilmiş yetersiz inorganik tuzlar sebebi ile verilen karbonhidrat protein anabolizmasına iştirak etmez ve böylece arzu edilmeyen durum ortaya çıkar. Bir araştırmaya göre, hastalara nitrojen kaynağı olarak aminoasit (günlük ideal vücut ağırlığının her kgr için 2.5 g aminoasit), inorganik tuzlar ve yaklaşık günlük 4500 kcal verildiğinde kazanılan ağırlığın %35-50 si protoplasma, %35-50si hücre dışı su, %5-25 i yağ dokusu ve %1 den azı kemiğe aittir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ