Yanıklarda Tedavi

A.Akut Canlandırma: Hastaneye yatırdıktan sonra hasta değerlendirilmeli, majör travma geçirmiş gibi tedavi edilmelidir. İlk öncelikle yeterli hava yolundan emin olunmalıdır. Kapalı bir ortamda ateşe maruz kalma veya yüz, burun ve üst solunum yollarında yanma sonucu duman inhalasyonu olasılığı varsa, karboksihemoglobinde dahil olmak üzere arteriyel kan gazları hemen ölçülmelidir ve oksijen uygulanmalıdır. Hastada çok fazla hava açlığı var veya ciddi olarak hasta ise endotrakeal intubasyon endikedir. Şüpheli vakalarda intubasyon erkenden yapılmalıdır. Çünkü gecikmiş intubasyonun farenks ödemi veya üst solunum yolu yaralanması ile başarılı bir şekilde yapılması güçleşir ve geç dönemde zor koşullarda acil trakeostomi gerekebilir. Yanık ciddi ise çıkarılan idrarı takip açısından bir Foley katateri mesaneye konur. Geniş defektli bir intravenöz kateter de tercihan büyük periferik venlerden birisine konur. Yanıklı hastalarda yanık sonrası koagülasyon yeteneğinde artış durumuna ve yüksek infeksiyon riskine bağlı olarak bol kateter kullanımının ciddi komplikasyonları vardır.

İlk 8-12 saatte en yüksek seviyede olmak üzere, ciddi yanıklar büyük intravasküler sıvı kaybı ile karakterlidir. Sıvı kaybı kapiller permeabilite değişikliği ve sodyumun hücreye girişi sonucudur. Her iki şekildeki sıvı kaybı yanık sonrası ilk 24 saatte önemli ölçüde azalir. Akciğerler erken donemde ortaya çıkan ödemden iyi bir şekilde korunmuş görünmektedir ve eklenmiş bir inhalasyon yaralanması veya gereğinden fazla yüksek oranda sıvı uygulanması olmadıkça canlandırma döneminde, pulmoner ödem olağan değildir. Özellikle inhalasyon yaralanması olan hastalarda overhidrasyondan kaçınmak önemlidir.

Başlangıçta ekstravasküler ortama ve daha sonra da ekstrasellüler sıvının intrasellüler ortama olan kaybını dengelemek amacıyla kristaloid tuz solüsyon infüzyonları yapılır. Genellikle, idrar miktarı, nabız (karakter, hızı) bilinç durumu ve daha az önemlede kan basıncı takibi ile laktatlı ringer injeksiyonları kullanılır. İdrar miktarı 0,5 mL/kg/saat ve nabız 120 vuru/dakika veya daha yavaş olacak şekilde sürdürülür.

Dolma basıncı ölçülmeksizin volumun doğru olarak izlenmesi güç olabileceğinden hastada daha önceden var olan bir kalp hastalığı bulunmadıkça Swan-Ganz ve santral venöz basınç kateterlerine nadiren ihtiyaç vardır. İlk 24 saatte yeterli canlandırma için gereken laktatlı Ringer injeksiyonları, yaklaşık olarak, yanığın her yüzde birine karşılık 3-4 ml/kg’dir. Bu tahmin edilen sodyum açığını yerine koymak için gereken sıvı miktarıdır. Başlangıçtaki, volüm kaybı daha fazla olduğundan sıvının en az yarısı ilk 8 saatte verilir. Başlangıçtaki canlandırma sıvısıyla, hücre içine ve eskar dokusuna daha az su geçmesiyle olan ekstrasellüler sodyum kaybını yerine koymak amacıyla hipertonik tuz solüsyonlan (Na+240 mEg/L) artan bir sıklıkta kullanılıyor. Ekstrasellüler sodyumu izotonik hale getirmek için gereken sıvı esas olarak daha önceden artmış olan intrasellüler ortam sıvısından alınır. Bu hipertonik tuzlu solüsyonlar kalp kontraktilitesini de iyileştiriyor görünüyorlar. İnfüzyon hızı yeterli perfüzyon için gerekli standart parametrelerle saptanır. Laktatlı Ringer yerine hipertonik tuzlu solüsyon kullanılırsa hastaların daha az sıvı ve dolayısıyla daha az ödem ile yeterince canlandırılabileceği gösterilmiştir. Hipertonik tuzlu solüsyonlara ana ilgi fazla miktarda tuz yükünün kolaylıkla uygulanabilmesindendir. Serum sodyumu 160 mEg/L yi aşacak değerlerden kaçınmak için dikkatle izlenmelidir. Eğer bu olursa hipertonik tuzlu solüsyonun kesilmesi ve laktatlı Ringere geçilmesi gerekir. Erken devredeki stresle başlatılan glukoz intoleransından dolayı dekstroz içeren solüsyonlar başlangıçta kullanılmaz.

Kolloid ozmotik basıncın ve plazma proteinlerinin yeniden tamamlanmasının önemi çok iyi tanımlanmış olmasına rağmen kolloid infüzyonunun zamanlaması değişken olarak kalmaktadır. Yanmamış dokularda semipermeabl (yarı geçirgen) membran oluşuncaya kadar ve yanan dokularda başlangıçtaki, ciddi plazma sızması azalmaya başladıktan sonraya kadar plazma proteinleri infüzyonu esas olarak yapılmaz. Bu durum genellikle yanıktan sonraki yaklaşık 8-12 saatte olur. Bu dönemden sonra tedavi rejimine protein infüzyonlannın eklenmesi sıvı gereksinimini azaltacaktır ve çok genç yada yaşlı hastalarda ve masif yanıklarda (vücut alanının %50’sinden fazlası) hemodinamik stabiliteyi düzeltir. Protein, solüsyonlarının yüksek fiyatlan sebebiyle, ilk 24 saatte, canlandırma peryodunda kullanılmaları, fazla ödeme bağlı geç komplikasyonlarla ilgili yüksek risk altındaki yaşlılarda veya yalnızca kristaloid replasmanı ile yeterli doku perfüzyonunun sürdürülemediği hastalarda söz konusu olmalıdır.

İntravenöz sıvıya başlandıktan ve vital belirtilerin stabilizasyonu sağlandıktan sonra yaradaki tüm gevşek derinin ve kirli dokunun debridmanı yapılır. Ciddi hipotermiden kaçınmak için bu en iyi şekilde ikinci bir yere geçmeden bir vücut alanındaki işlemin tamamlanmasıyla uygulanır. Isı kaybını önleyecek diğer bir alternatif yukarıdan ısı yayan bir analjeziktir. Büyük yanıklarda, hipotermi riskinden dolayı kullanılmamalıdır. Ağrı intramüskülerden ziyade intravenöz analjezik kullanımı ile kontrol altına alınabilir. Geniş yanıklarda 0,5 mL tetanoz toksoidi tüm hastalara uygulanmalıdır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ