Bebeklerin Bakımı

Fetus, intrauterin yaşamda büyük ölçüde anneye bağımlı ve amnios sıvısı içinde optimal ısıda yüzer durumda bir organizma iken, do­ğum olayı ile dış ortama uyum sorunlarının üs­tesinden gelmesi gereken yenidoğan bir bebek şekline dönüşür. Bu uyumun yapılabilmesi için doğumu izleyen ilk dakika ve saatlerde yenido ğanm fizyolojik işlevlerinde önemli değişiklikler oluşur. Bu” uyum sorunlarına yardımcı olmak yö­nünden yenidoğan bebeğin bakımı büyük dik­kat ve özen gerektirir. Doğumu izleyerek solu­numun başlamasını ve düzenli olarak devamını sağlamak, vücut ısısını normal düzeylerde tut­mak, nadir olumsuz durumlar dışında anne sütü ile beslenmeyi ve emzirmenin erken başlatılma­sını sağlamak, çocuğu inf eksiyonlardan koru­mak, yenidoğan bakımının ana ilkeleri olarak özetlenebilir.

Doğumdan sonra bebek 1 2 dakika süreyle plasenta ile aynı düzeyde ya da en fazla 30 40 cm aşağıda tutulduktan sonra göbek kordonu klampe edilir. Asfiktik bebekte anneden çocuğa daha fazla kan geçişini sağlamak için kordonun daha geç klampe edilmesi önerilmekle birlikte bu konu henüz tam açıklık kazanmamıştır. Kor­don göbekten 5 6 cm uzaktan iki yerden bağla­nır ve aseptik koşullarda kesilir. Çocuk tarafın­da kalan göbek kordonu tek arter gibi anomali­ler yönünden incelenmelidir. Göbek kordonu ya­rası mikroorganizmalar için bir giriş kapısı ol­duğundan tentürdiyot ve alkol uygulandıktan sonra steril gazlı bezle kapatılmalıdır. Ağız boş­luğu steril bir petle temizlenmelidir. Amnios sı­vısında mekonyum varlığı, makatla geliş ve se zaryan doğumları gibi özel durumlar dışında ağız ve farinksin aspirasyonuna gerek yoktur. Mukoza zedelenmesine neden olabilecek bu uy­gulama belirli bir gerekçe olmadıkça yakılma­malıdır.

Sezaryanla doğanlarda, normal vaginal do­ğan bebeklere oranla mide içeriğinin fazla oldu­ğu saptanmıştır. Bu bulgu, sezaryan doğumla­rında vaginal doğumlarda olduğu gibi bebeğin basıya uğramaması nedeniyle üst solunum yollarına aspire^edilmiş amnios sıvısının ve vaginal sekresyonlarm yeterince atılamaması şeklinde açıklanmaktadır. Bu nedenle sezaryanla doğan bebeklerin hemen doğar doğmaz mide sıvılarının nazogastrik tüple aspire edilmesi ve böylece as pirasyon tehlikesinin önlenmesi uygundur.

Yenidoğana uygulanacak tedavi ve bakım doğumdan sonra 1. Ve 5. Dakikalarda uygulanan apgar değerlendirilmesi sonuçlarına göre yön­lendirilir. 1. Dakikadaki apgar puanı asfiksi var­lığı ve ventilasyon indikasyonu yönlerinden iyi bir indekstir. 5. Dakikadaki apgar puanı ise prognoz için iyi bir göstergedir, mortalite ve nö­rolojik sekel olasılığını belirtir. Doğumu izleyen bu işlemler kısa sürede tamamlanmalı, bu sırada çocuğu üşütmemeye ve çocuğu olabildiğince trendelenburg pozisyonunda tutmaya özen gös­terilmelidir. 1. Dakika apgar puanı düşük olan çocuklar zaman kaybedilmeden acil tedaviye alınmalıdır.

Normal bir yenidoğan bebek doğumdan sonraki dakikalarda ilk uygulamalar (göbek kordonunun bağlanıp kesilmesi, klinik değerlen­dirme, ağız ve yüz temizliği, k vitamini uygu­lanması, vücut tartısı ölçümü) tamamlanır tamamlanmaz hemen kurulanmalı, giydirilerek annenin yanına verilmelidir. Kurulama işlemi ile ıslak yenidoğanın vücudundan evaporasyonla ısı kaybı önlenmiş olacaktır.

Normal vücut ısısının sağlanması

Yenidoğanda vücut ağırlığına oranla vücut yüzeyi, erişkine kıyasla üç kez daha fazladır. Düşük doğum tartılı bebeklerde daha belirgin olmak üzere tüm yenidoğanlarda derialtı yağ do­kusu azdır. Uygun koşullardaki bir doğum oda­sında (20 25°c) vücut ısısında 0.1°c lik/dak dü­zeyinde bir azalma olur. Doğumu izleyen saat­lerde toplam 2 3°c lik bir ısı kaybı olduğu ve bunun da ortalama 200 kal/kg lık bir enerji kay­bına eşdeğer olduğu hesaplanmıştır.

Deriden ısı kaybı radiant, konveksiyon, kon düksiyon ve evaporasyon yolu ile olmaktadır. Ra­diant ısı kaybı, cilt yüzeyine yayılan elektromagnetik dalgaların yenidoğanm bulunduğu ortama (inkübatör veya giysileri) transferi ile olur. Kon veksiyon yolu ile ısı kaybı bebeğin cildi ile çevre havası arasındaki ısı değişimi sonucu oluşur. Kondüksiyonla ısı kaybı da bebeğin cildinin te­mas ettiği solid materyel ile ısı değişimi nede­niyle ortaya çıkar. Evaporasyonla ısı kaybı ise su moleküllerinin ciltten ayrılması sonucu geli­şir. Yaklaşık radiant ısı kaybı 17 32 \v7rn2, kon veksiyonla ısı kaybı 17 27 w/m2, evaporasyonla ısı kaybı 8 w/m2 (9 cal/kg/dak) kadardır. Böy­lece total vücut ısı kaybının yaklaşık % 25 i eva­porasyonla kaybedilirken yanlızca % 3 5 i kon düksiyon yolu ile kaybedilmektedir.

Cilt kan akımının düzeni ile buna bağlı ola­rak cilt ısısı, bebeğin pozisyonu, ayrıca çevre ısı­sı ve hava akımı vücuttan kaybolan ısı miktarını etkileyen faktörlerdir. Amnios sıvısının evapo rasyonu ve yenidoğanm doğumdan sonra ıslak havlu ile kurulanması evaporasyon yolu ile ısı kaybını arttırır. Özellikle yenidoğanm başı da önemli bir ısı kaybı yüzeyi oluşturur. Bu neden­le izole edici bir başlık giydirilerek ısı kaybının önlenmesi önerilmektedir. Yine ısı kaybını önle­mek amacıyla doğumdan sonra vernix caseosa yerinde bırakılmalı ve ilk banyo doğumdan 18 24 saat sonra yapılmalıdır.

Vücut ısısını devam ettirmede en az enerji kullanımı gerektiren optimal çevre ısısı «nötral termal ısı» olarak tanımlanır. Yaşamın ilk 3 gü­nünde çıplak durumda bir yenidoğan için çevre ısısı 32 33°c olmalıdır. Miadında doğmuş ve sağ­lıklı yenidoğanlarda, elbise ve örtüler bu yüksek çevre ısısını sağlayabilmektedir. Miadında sağ­lıklı yenidoğan giyimli olduğunda oda ısısının 21 24°c olması yeterlidir. İlk hafta boyunca vü­cut ısısı rektal veya deriden ölçülerek kaydedil­meli, gerektiğinde çocuk ısıtılarak hipotermiden korunmalıdır. Isıtma için en iyi yöntem radiant bir ısı kaynağından (lamba gibi) yararlanmak­tır. Kontrol olanağı olmayan elektrikli batta­niye, termofor veya sıcak su şişelerini kullan­maktan kaçınılmalıdır. Çocuğun hastaneden eve nakli gibi durumlarda da soğuktan korunmasına dikkat edilmelidir. Yenidoğan olabildiğince ısısı az değişen bir çevrede tutulmalı, bir odadan di­ğerine sık taşınmamalidir.

Soğuk ortamda kalan yenidoğan bebekte vücutta ısı üretimi büyük ölçüde «titremesiz ter mogenez» (nonshivering thermogenesis) meka­nizması ile olmaktadır. Bu kompleks olay iyi bi­linmemekle birlikte vücutta norepinefrin salgısındaki artma ile ilişkili olduğu ve tüm meme­lilerde yenidoğanlarm vücudunda bulunan bol miktardaki kahverengi yağ dokusunun hidrolizi sonucu ısının üretildiği düşünülmektedir. Bu me­kanizma ile ısı kaybının karşılanamadığı durum­larda hipoterîfli ve buna bağlı olarak metabolik asidoz, hipoglisemi, hipoksi, su ve solid madde­lerin idrarla atılımının artması gibi olaylar geli­şir.

Neonatal soğuk hasarı

Farkedilmeden uzun süre devam eden hipo terminin yol açtığı bir klinik tablodur. Sepsis, az beslenme ve intrakranial kanama ile birlikte olabilir. Daha çok kış aylarında görülür. Esas ne­den yetersiz ısıtma ve az giydirmedir. Yenidoğan başlangıçta iyi gelişir. 1 2 hafta sonunda apati, meme veya biberonu almama, tartı kaybı, soğuk cilt, yüz ve ekstremitelerde kırmızılık ile klinik tablo gelişir. Rektal ısı 34°c altındadır. Bazen 30 32°c ye kadar düşebilir. Sert ödeni veya ba­zen gerçek sklerem gelişir. Tedavi edilmezse ölümle sonuçlanır. Tedavi vücudu yavaş yavaş ısıtmak, çevre ısısını 21°c üstünde tutmak, ço­cuğun beslenmesini sağlamak ve antibiyotik ile infeksiyondan korumak ilkelerine dayanır. Ağır vakalarda parenteral hidrokortizon ve glükoz önerilmektedir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ