Zollinger-Ellison Sendromu Çeşitleri ve Tedavi Yöntemleri

ZOLLİNGER-ELLİSON SENDROMU

Ulkus hastalığının özel bir formudur. Çoğunlukla pankreastaki bir küçük adenomdan salgılanan gastrin’in etkisiyle midenin örtücü epiteli aralıksız olarak uyarılmaktadır ve sonuçta bol ve devamlı sekresyon meydana gelmektedir. Mide sürekli surette gastrin kırbacı altında çalışmaktadır.

Hastalarda âdeta bir ulkus diyatezi söz konusudur. Ülserin tipik lokalizasyonları dışında özofagusun alt kısmında, duodenumun ekinci ve üçüncü bölümlerinde, midenin büyük kurvatüründe de ülserler bulunur. Bundan dolayıdır ki ülserlerin bilinen komplikasyonları bu sendromda daha sık görülür. Gastrin ayni zamanda mide barsak peristaltizmini de artırdığı için sık sık diyareler olur. Barsak lumeninde pH’nın 6,5 altına inmesi sonucu lipaz enzimi inaktive olduğundan yağ sindirimi de bozulur ve-steatore meydana gelir.

Pankreas ve çevresindeki organlarda bulunabilen ve gastrinoma denen adenom yarı habis bir tümördür. Metastazlar yapabilir. Metastazlarda da gastrin yapımı sürer.

Prognoz: Tedavisiz bırakılan hastalar kısa zaman sonra kaybedilir. Gitgide artan bir beslenememe hali ve kaşeksi yerleşir, aşırı diyareye bağlı su ve elektrolit kaybı sonucu böbrek yetmezliği ortaya çıkar ve ölüme neden olur. Bu hastalarda tanı çok geç konabilmekte ve o zamana kadar birçok ülser ameliyatları geçirmektedir. Trajik son, böylece hazırlanmaktadır.

Tedavi
Cerrahîdir. Adenomun çıkarılması şarttır. Mide rezeksiyonu geçici düzelme sağlarsa da hastalık sürer. Ameliyat edilemeyen vak’alarda yüksek doz simetidin (Tagamet 800, Ulkomet forte 400) veya ranitidin (Ulcuran 300, Ranidif 300 v.s.) verilmesi gerektiğini önceki sayfalarda bildirmiştik.

MİDE NÖROZU

Sinonimleri: İrritabl mide, fonksiyonel mide hastalığı.
Objektif bulgu vermeyen fonksiyonel mide yakınmaları Mide nörozu adı altında toplanmaktadır. Pratik hekimlikte pek sık rastlanan bir hastalıktır. Vejetatif  labilite gösteren kimselerde görülmektedir.

Klinik tablo: Epigastriumda dolgunluk hissi, bulantı, midede huzursuzluk, kusma, epigastrik ağrılar, mide kaynaması, şişkinlik, geğirti ve benzeri yakınmalarla hekime başvururlar.

Tanı: Hastaların nörotik tipte olmaları bu tanıyı düşündürmelidir. Ağrıların periodik olmayışı, yemeklerle ilgili bulunmayışı tipiktir. Sinir gerginliği, heyecanlar yakınmaların hemen ortaya çıkmasına neden olur. Sınav, nişanlılık veya evliliğe hazırlık safhaları ve benzeri olaylar mide nörozu belirtilerinin artmasına yol açar.

Radyolojik ve gastroskopik muayeneler normal çıkar. Radyolojik incelemede kaskad mide görünümü, hipersekresyon bulgusu karakteristiktir. Endoskopide patoloji saptanmaz, biyopsi normal sonuç verir. Tübajda daima hiperasidite bulunur.

Tedavi

Psikoterapi: Hastayla rahat bir tarzda konuşmalıdır. Bütün yakınmalarını dile getirmesine fırsat tanımalıdır. Her yakınmasını teker teker ele alıp ciddiyetle incelemelidir. Muayene sonunda hekim hastaya, kendisinde ülser veya kanser gibi ciddî bir rahatsızlık bulunmadığını anlatmalı, hastalığının zararsız bir mide çalışma bozukluğundan ibaret olduğunu vurgulamalıdır. Hastalığın iyi ve kusursuz bir tedavi ile tamamen iyileşeceği konusunda hastaya garanti verilmelidir.

Semptomatik tedavi: Mevcut semptomların tedavisi, tıpkı organik mide hastalıklarında olduğu gibidir. Yalnız hastanın bazı besinlere karşı tahammülsüzlüğü (kızarmış yağlar, koyu kahve, tatlılar, fazla yemek, şarap v.s. gibi) veya besin allerjisi (süt, çilek, fındık, ceviz v.s. gibi) bulunup bulunmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Bu maddelerin alınmasından vazgeçilmesiyle hasta rahata kavuşur.

Antiasitler (Talcid, Kompensan, Alujel v.s.), antikolinerjikler (Pro-Banthin, Epidosin, Piptalin v.s.), antivomikler (Primperan, Antivomit v.s.) semptomatik tedavinin ayrıntılarını oluştururlar.

Egzersizler: Hastayı sportif çalışmalar konusunda motive etmenin büyük yararı olmaktadır. Günlük egzersizlerle başlanarak bu çalışmalar sportif anlamda ata binmeler, koşmalar, yürümeler, yüzmeler, kayak sporları şekline dönüştürülebilir. Bu sayede hastanın kendi psişik gücüne güveni artar ve sırf bu tedaviyle iyileşenler çoktur.

İlâçlı psikoterapi: Yukarki tedavi örneklerine uyum sağlaması güç olan hastalarda psikoterapötik ilâçların verilmesi gerekli hale gelir. Bizim bu konudaki deneyimlerimiz daha ziyade opipramol (İnsidon, İnsomin) ile olmuştur.

Dozaj: İlk ay günde 3 defa birer draje. Sonraki 2 ay sabah akşam birer draje. Daha sonra 1 yıl müddetle akşamları 1 draje.

MİDE KARSİNOMU

En sık antrumda lokalizedir. Tanı genellikle geç konabilmektedir. İlk yakınmalar tamamen nons-pesifiktir. Hastalık yavaş seyirli olduğundan çok defa semptomatik tedaviyle yetinilir ve zaman kaybedilir.

888888888

Klinik tablo: İştah kesilmesi, etten tiksinme, kilo kaybı, disfaji ile karsinom şüphesi uyanır. Muayenede epigastriumda kitle ele gelebilir. Geç kalınmış vak’alarda Virc-how ganglionu veya hepatomegali dikkati çeker.

Tanı: Radyolojik muayene, gastroskobik inceleme ile konur. Mide suyu hipoasit veya çoklukla anasittir. Sedimantasyon hızlanmış olabilir.

Tedavi

Tedavide önemli olan erken tanıdır. Bu suretle hastaların ameliyatla şifaya kavuşturulma şansları artar.

Cerrahî müdahale şansını yitirmiş vak’alarda kemoterapi denenebilirse de başarı şansı çok azdır.

Semptomatik tedavi: Anasiditeye bağlı iştahsızlığa karşı asit preparatı (Pansan) verilebilir.

Dozaj: Günde 3 defa yemeklerden evvel birer veya ikişer adet. Ağrılara karşı antispazmodikler (Epidosin compositum, Baralgin v.s.) verilir, ilerlemiş dönemlerde ise petidin (Dolantin) gerekli olur. Anemi semptomlarına karşı kan transfüzyonları yapılır.

POSTGASTREKTOMİ SENDROMU

Mide rezeksiyonu yapılmış hastaların % 6’sında yemeklerden sonra birdenbire boşalma görülmektedir. Bunların % 16’sında “dumping sendromu” denen tablo meydana çıkar.

Postgastrektomi sendromunu önlemek amacıyla, mide rezeksiyonu ameliyatının ilk günlerinden sonra hastalara proteinden zengin diyet, Pansan ve gerekiyorsa demirli preparatlar (Fersamal, Liferon, Ferro-Bifacton, Ferrum Hausmann, Jectofer) verilmelidir. Alkol verilmemelidir. Şekerli ve nişastalı yiyecekleri, ancak az miktarda vermek doğru olur. Fazla şekerli yiyeceklerden kaçınmalıdır. Bazı vak’alarda B12 vitamini gerekebilir.

Dumping sendromu: Gastrektomize hastaların yaklaşık % 16’sında (bazı yazarlara göre % 40’ında) görülmektedir. Dumping’li hastalarda yemekten sonra bir halsizlik, terleme, solukluk, taşikardi, bulantı, kusma ve diyare hali ortaya çıkar. Latens zamanı kısadır ve çoğunlukla bu belirtiler yemekten 15-20 dakika (bazen da 60 dakika) sonra başlar.

Tedavi

Günde 6 öğün besin almakla ve yiyecek listesini proteinden zengin, fakat karbonhidrattan fakir şekilde düzenlemekle, dumping sendromu belirtilerini geçirmek çoğunlukla kolay olmaktadır.

Şekerli solüsyonlar, kompostolar, bal, reçel, helva, hamur tatlıları, ayrıca buzlu veya çok sıcak içecekler (özellikle şekerli süt) kesin olarak yasaklanmalıdır. Yemeklerde su içilmesine izin verilmez. Böyle hastalar ancak yemekler dışındaki entervallerde su içebilirler. Yemeklerden sonra hastaların yarım saat kadar süreyle yatarak dinlenmeleri de çok yararlıdır. Sırf bu önlemlerle nöbetler karşılanabilir. Gerekiyorsa antispazmodik ilâçlar ve trankilizanlar verilir.

Geç sendrom: Gastrektomize kimselerde yemeklerden 2-4 saat sonra ortaya çıkan dumping sendromu nöbetlerine “geç sendrom” deniyor. Burada söz konusu olan tipik bir postalimanter hipoglisemidir. Yemeklerden 2 saat sonra yeniden hafif bir kahvaltı alınmasıyla önlenir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ