ANESTEZİDE HASTANIN DEĞERLENDİRİLMESİ

Hasta anesteziyolojist tarafından ameliyattan bir gün önce ziyaret edilmelidir. Eğer mümkünse bir problem çıkma ihtimali olan hasta için cerrah anesteziyolojist ile konsültasyon yapmalıdır. Böyece hastanın daha iyi hazırlanması veya ateşi için son dakikada yapılacak erteleme önlenmiş olur. Hasta ile anestezi hakkında görüştüğünde cerrah, eğer anesteziyolojist hastayı daha önce görmemiş ve konsültasyonu yapamamışsa özel bir teknik veya ajan hakkında söz vermekten kaçınmalıdır. Bu cerrahın hastanın anestezi hakkındaki görüşlerini dinlemesini ve benzer vakalarda genelde kullanılan anestezi tekniklerinin münakaşasını engellemez. Kaldı ki her hasta kendine kimin anestezi vereceğini de bilmek ister. Doktorla hasta arasındaki en iyi lişki cerrah, anesteziyolojist ve diğer konsultanlar arasında karşılıklı güven ve uyuşma olduğu zaman görülür. Böyle bir ortamda bulunan hastanın şüphe ve tereddütü kaybolur.

Anesteziyolojist tarafından yapılan anestezi öncesi ziyaretin bir çok maksadı vardır. Hasta anesteziyolojisti tanır, neyle karşılaşacağını bilir anestezi hakkında sualler sorar ve yanlış olan bilgilerini düzeltebilir. Anestezi yolojistte aynı şekilde hastayı tanır hastanın genel durumunu değerlendirir, tedavisinin yapılacağı yerleri (akciğer fonksiyonlarını geliştirilmesi için gerekli ölçümler ves.) ve anestetik uygulamanın planını yapar

Preoperatif vizitten önce hastanın geçmişteki ve halen mevcut dosyasının tetkiki çok faydalı olur. Bu tetkik direkt olarak hastadan alınacak bilgilerin tekrarı olabilirsedt hastanın bilmediği bilgileri de içerebilir. Bundan sonra anesteziyolojist anamnez olıp fizik muayene yapar (genellikle anestetik uygulama için gerekli bilgiler çok sınırlıdır.), hasta ile anestetikleri tartışır ve verilmesi hakkında onayını alır. Şimdiki kanunlar doktorun hastaya sadece yapılacak işlemin risklerini değil aynı zamanda alternatif metodları da anlatmasını öngörmektedir. En önemlisi de hastanın veya ailesinden herhangi birinin geçmişteki anestezi ile ilgili tecrübeleri, ilaç bağımlılığı, allerji ve hassasiyetleri, alıştığı eksersizleri içki veya sigara alışkanlığının öğrenilmesidir. Geçmişte anestetiklerin birtakım güçlükler ortaya çıkarması veya istenilmeyen cevaplar doğurmuş olup olmadığı tamamen öğrenilmelidir. Elektiv vakalarda üç ay içinde geçirilmiş myokard infaktüsü %35 oranında yeni bir infarktüs ihtimalini artırır. İnfarktüsten 3-6 ay sonra yeni infaktüs oranı %15, çok uzun süre sonra risk %5dir.

Astma, saman nezlesi ve diğer allerjik durumlar, sekresyonlu öksürük hikayesi ve diğer bütün sistemik hastalıklar anestezi uygulamasının seçiminde önemlidir. Çok sigara içenlerde anesteziyolojist çok aktiv bir öksürük refleksi ve irritabl solunum yoluyla karşılaşma ihtimaline karşı hazır olur. Bu uyarıya antikoagulanlar, tetrasiklinler, aminoglikosidli antibiyotikler, kinidin, digitalis, antihipertansif ilaçlar, kortikostreoidler, antikonvülsanlar, monoamin oksidaz inhibitörleri, ( fenotiazin neostigmin , levodopa), diüretikler ve insulin de dahildir.

Bazılarının insulin ve hipoglisemi, antikoagulan ve kanama diüretikler ve elektrolit değişikliği arasındaki ilişkiye ait kesin izlenimleri vardır. Bazıları kardiak fonksiyonu devam ettirir (Digitalis ve kinidin) fakat kardiak irritabiliteyi arttırırlar. Bazı antihipertansifler teorik olarak vazopressörj cevabı azaltırlar. Kortikosteroidler , antihipertansifler ve fenotiazinlerin ameliyattan önce ve ameliyat sırasında devam edilmesi veya kesilmesinin avantaj ve tehlikeleri hakkında birbirine ters düşen görüşler vardır. Objektif ve açık bir düşünüşle bu konuda karar verilebilir. Genel kaide, eğer hastanın bunlara ihtiyacı varsa ve bunlarla iyi bir kordinasyona sahip olacaksa ameliyata kadar ve ameliyat sırasında da devam etmek lazımdır.Özellikle elektiv olmayan cerrahide preoperatif değerlendirilmede en ciddi ve her zaman konu olan problem ” dolu mide” dir. Bu tür hastalarda uygulama için bazı kaideler ve yol gösterici bilgiler vardır. Mesela uyanık intübasyon, mide muhtevasının regurjitasyonunu önlemek için krikoide bası yapılması, hızlı indüksiyon uygulaması veya cerrahi uygulamayı birkaç saat ertelemek gibi koruyucu tedbirlerdir. Midenin dolu olması ile gastrik muhtevanın inhalasyonu gerçekten çok önemli problemler ortaya çıkarır. Bu anesteziden kayıpların en sık görülen nedenidir. Bütün hastaları içine alan bir kaide yoktur. Bütün yukarıda tarif edilen seçenekler kullanılabilir.

Preoperatif taşikardi değişik nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Meydana getiren sebebi ortadan kaldırmak için tetkik edilmelidir.

Son olarak hastanın kardiorespiratuar sisteminin değerlendirilmesinde en iyi indikasyon özel ekserzsizi tolere etmesiyle konulur. Genel fizik yapısını tayin etmek için hastaya ev işleri yapmak, merdiven çıkmak, golf veya tenis oynamak gibi işleri yapıp yapamadığı sorulur.

Anomali ve variasyonlara ait bulguların tesbit edildiği fizik muayene anestezi uygulaması için önemlidir. Dolaşım sistemi hastalıklarına ait bulgular (amfizematöz değişiklikler, railer vs.) şüphesiz önemlidir, fakat bazı minör bulgularda anesteziyolojisti özellikle ilgilendirir. Bozuk dişler, çabuk kırılan diş protezleri not edilmeli çünkü bunlar önemli derecede aspirasyon kaynağıdır. Hastaya çok dikkatli davranılmasına rağmen bazı hasarların olabileceği haber verilmelidir. Hava yolunun açıklığının sağlanmasında bir teknik problemin olup olmayacağı araştırılmalıdır. Hareketi tahditli kısa bir boyun ve küçük veya veya hareketsiz bir çene endotrakeal intübasyonun zor olacağını gösterir.

Soluma zorluğu olan bir hastada emniyetli bir genel anestezi verilmesinden önce lokal anestezi altında endotrakeal entübasyon yapılması önerilebilir. Regional anestezide injeksiyondan önce bölgenin infeksiyon ve deformite bakımından muayenesi gereklidir. Anestezi öncesi idrar muayenesi ve hemoglobin veya hemotoksik ölçülmesi hastahane disiplini bakımından yapılmalıdır. Anesteziyolojist tarafından yapılacak preoperatif muayene ile cerrahi teşhis için değil ama anestezi uygulaması için gerekli akciğer filmi, ECG ve diğer tetkiklerin yapılması istenebilir. Böylece pre veya post anestezik tedavi veya ana hatları tayin edilir.

İndikasyonu olmayan rutin laboratuvar tetkiklerin istenmesi münakaşa konusu olabilir. Bu rutinler pahalı olup belki de hastanın emniyeti bakımından çok önemsizdir.

Ameliyat riski ve preoperatif klinik yapı hakkındaki düşünüşler daima değişebilir. Yıllar önce 10 g/dl hemoglobin daima ameliyat öncesi istenilmekteydi. Son görüşler renal hastalıkların son dönemindeki hastalara yapılacak büyük ameliyatlarda 5 g/dl hemoglobin bu gibi hallerde beklenen komplikasyonları azaltabilir. Daha önceleri ciddi kalp hastalığı olanlarda gerekli ameliyatın yapılması düşünülmezdi. Son yıllarda ciddi kalp hastalıklarında büyük cerrahi ameliyat ve anestezik müdahele indikasyonu vardır. Genel bir kaide eğer hastanın genel yapısı iyi bir cerrahi müdaheleden yararlanacaksa anesteziyi de tolere edebilir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ