BOĞULMA

Boğulma A.B.D.’de son 30 yıldır, yılda 5500 ölümle sonuçlanarak, kazai ölümlerin büyük bir sebebini oluşturur. Yaz tatili boyunca, ölümlerin sayısı her gün 5O’ye yükselebilir. Yaklaşık olarak bütün boğulma kurbanlarının %25’i genç insanlardır. 10 yışından küçük olanlar %20’dir, 20’den 70’e kadar olan her de katta %10 olarak meydana gelir. Boğulma kurbanları vakaların %85’inde erkektir. A.B.D’nde çoğu boğulma vakaları nehirlerde, kanallarda veya yüzme havuzlannda meydana gelirler. Yaklaşık sadece 1/4’ü deniz suyunda meydana gelirler.

Boğulma veya boğulmaya yakın durumun etkileri, ana olarak hipoksemi ve aspirasyona bağlıdır. Aspirasyonun fizyolojik etkileri boğulma maddesinin, tatlı veya (Plazma ile mukayese edilirse hipo veya hipertonik olan) tuzlu su olup olmadığına bağlı olarak değişiklik gösterir. Aspirasyonsuz hipoksemiden ölmek bir boğulma kurbanı için mümkündür, ama bu nadiren meydana gelir. Trakea tıkandıktan sonra arteriyel Po2 nin çabukça düştüğü ve 3 dakika sonunda 10 mm Hg’lik bir Po2’ye ulaştığı hayvan çalışmalarında gösterilmiştir. Hiperventile gönüllü insanlarda, mümkün olduğu kadar uzun nefeslerinin tuttuktan daha sonra, egzersiz yapmaksızın, nefes tutmadan 146 saniye sonra Po2’nin 58 mm Hg’ye düştüğü, ama eğer denenen kişi egzersiz yapıyorsa 85 sn’de 43 mm Hg’ye düştüğü bulundu. Bu, suyun içine total olarak girdikten 3-5 dakika sonra bütün kazazedelerde hipoksi derecesinin bilinç kaybı ile sonuçlandığını gösterir.

Ventilasyonun yeniden yerine konulmasından sonra, tedavinin amaçlan; rezidüel hipoksi veya asidozu ve elektrolit anormalliklerini değerlendirmek ve düzeltmektir. Eğer hasta belirgin miktarda sıvı aspire etmişse endotrakeal entübasyon ve ventilasyon genellikle lüzumlu olur. Dolaşım yeniden sağlanabilirse, metabolik asidoz kendiliğinden düzelecektir. Ekstrem vakalarda eğer pH 7.2’den aşağı ise, intravenöz olarak Sodyum Bikarbonat verilmelidir. Kardiopulmoner resüsitasyonda normal olarak kullanılanlardan başka hiçbir özel ilaç faydalı değildir. Koruyucu antibiyotikler ve steroidlerin özellikle fayda sağlayıcı almadıkları gösterilmiştir.

Eğer acil resüssitasyon başarılı ise, aspirasyon meydana gelmişse, kazazede halen akut julmoner yetmezliğin yüksek riskindedir. Bu,gecikmiş ölümlerin baş sebebidir. Tedavi, herhangi bir sebebe bağlı olan akut pulmoner yetmezlik için yapılmış olanlara benzerdir.

Nörolojik hasar hipoksemi periodundan kaynaklanır ve boğulmaya yakın olanlarda ikinci mutad sekeldir. Eğer , kazazede, boğulma epizodu süresince şuurunu hiç kaybetmemişse, nörolojik hasar olasılığı çok azdır. Nörolojik hasar olan hastalarda, nörolojik değişiklikler ve prognoz kardiopulmoner arrestin diğer formlarından olan serebral hasardan sonrakilere benzer.

Tatlı su aspire edilirse, sıvı çabukça alveollerden emilir. İntravasküler hipervolemi, hipotonsite, serum elektrolitlerinin dilüsyonu ve intravasküler hemoliz yapar. Tatlı su aspirasyonundan 3 dakika sonra intravasküler volümün %50 yükseldiği hayvan deneylerinde gösterilmiştir.

Eğer belirgin damar içi hemoliz meydana gelmişse böbrek de etkilenebilir. Hemoglobinüri, başlangıçta ozmotik diüretikler ve idrarın alkalileştirilmesiyle tedavi edilir. Akut renal yetmezlik meydana gelirse dializ lüzumlu olabilir.

Tuzlu su aspirasyonu, vasküler yataktan alveoller içine su çekildiği için karşı etkiler üretir. Hipovolemi, hemokonsantrasyon ve hipertonisite yapar. Tuzlu su boğulmasından sonra hemoliz belirgin değildir.

Boğulmaya yakın kazazedenin tedavisi, hipokseminin derecesi ve ondan sonuçlanan hasar hızlı olarak ilerlediği için, anında ventilasyonunun yeniden sağlanmasına yönlendirilmelidir. Aspire edilmiş suyun gerçek miktarı fazla olmadığı ve tatlı suda boğulmada alveollerden hızlıca emildiği için, herhangi bir yolla kazazedenin akciğerlerinden suyu drene etmeye çalışmakla zaman kaybedilmemelidir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ