Hiperoksalüri ve Oksaloz

Oksalik asit çoğunlukla, glisinin glioksilik asit yo­luyla oksidasyonundan, az miktarda da askorbik asidin oksidasyonundan oluşur. Ispanak oksalik asidin önemli bir kaynağıdır. Piridoksin yetersizliği, fazla miktarda etilen glikol ve vitamin C alınması ile sekonder hi­peroksalüri gelişebilir.

Primer hiperoksalüri, fazla miktarda oksalatın vü­cutta biriktiği, nadir genetik bir hastalıktır. Parenkimal dokularda kalsiyum oksalatın depolanması “oksaloz” olarak bilinir. Primer hiperoksalürinin 2 tipi vardır.

Hiperoksalüri Tip I: Otosomal resesif geçen bu bo­zukluk, glioksilik asidi alfa-hidroksi beta-ketoadipik aside çeviren alfa-ketoglütarat glioksilat karboligaz enzi­mi yetersizliği sonucu gelişir. İdrarla çok fazla oksalik asit atılması sonucu böbrek ve mesane taşları ve nefrokalsinoz gelişir. Genellikle hastalık ilk 5 yılda ortaya çıkar. Hastaların çoğunluğu böbrek yetersizliği ile 20 yaştan önce ölürler. Yalnızca oksalürinin bulunduğu ha­fif şekiller de vardır. Oksalozun etkin bir tedavisi yoktur. Renal transplantasyon etkili olmamaktadır. Yüksek dozda piridoksin ile idrarda oksalat azalmakla birlikte yine de normalin çok üstünde kalır.

Hiperoksalüri Tip II: Bu tip glioksilik asidi glikolik aside çeviren D-gliserik asit dehidrogenaz enzimi yeter­sizliğine bağlı olarak gelişir. Klinik olarak tip I den ayırt edilemez. Ancak bu hastalarda renal yetersizlik ge­lişmez. İdrarda çok miktarda oksalik asit ve tip I den farklı olarak gliserik asit bulunur. Bu tipte de etkili tedavi yoktur.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ