Kemik

Kemikte iyileşme ağırlıklı olarak destek dokusuna bağımlıdır. Kemikte iyileşme, öte yandan, kollajan fibrillerinin belli noktalarında hidroksi apatit kristallerinin birikip sert sütun benzeri görünüm kazanması esasına da dayanır. Kırıkların iyileşip tam gücünü kazanması için uzun zaman gerekmekle beraber bu süre, yumuşak doku için gerektiği kadar uzun değildir. Tam kalsifikasyon sağlanması kemikleşmenin gecikmesi açısından klinik olarak çok önemlidir.

Öte yandan kemik dokusundaki iyileşme, yukardaki bahislerde yumuşak doku için tanımlanan grafiği çizer. Bir aydan sonra iyileşmekte olan kemikte gelişen büyük kalkışların aldığı şekil, röntgen filmlerinin ancak dikkatle incelenmesi sonucu yerinin anlaşılmasını sağlayacak görünümdedir. Her ne kadar kırık uçlarında kaynama başlangıçta yetersiz olabilirse de aylar sonucu gerçekleşen yeni yapı iyileşmenin baskı çizgileri boyunca geliştiğini gösterir.

İyileşen dokunun fibröz doku yerine kemiğe dönüşmesi, bölgesel ekstrasellüler ara maddeye bağımlı bir gelişmedir. Toz halindeki kemikler ve periost kemik oluşumunu sağlar. Bu kafatası cerrahisinde, ortopedide, hatta xiphoid kıkırdağın kesildiği karın cerrahisinde büyük önem taşır.Kemik onarımı, yumuşak doku onarımına çok benzer. Kemiklerdeki iyileşme birincil ve ikincil iyileşim şeklindedir. Soğuk bir elmas testere ile kesildiğinde, kemik uçları birbirine uygun bir şekilde eklenir ve küçük kal teşekkülü ile sağlam bir iyileşme gerçekleşir. Aksine, ezik kırık uçların biraraya gelmesinde aşırı kal teşekkülü ile gelişen iyileşme, yumuşak dokudaki yara kabarıklıklarını andırır.

Kırıklarda, yumuşak doku yaraları gibi aynı biokimyasal yankılar yaratır. Ne varki hücre dışı ara maddesinin etkisi ve belki de “kemik morfometrik protein” maddesinin varlığıyla fibroblastlar, osteoblast ve mâkrofajlar osteoklast olurlar. Kemik metabolizmasında bu osteoklastların neden bu kadar önem taşıdığı ise daha anlaşılamamıştır. Yeni damar oluşumu da, kemikte, yumuşak dokuda olduğu gibidir. Yeni damarlar kemik uçlarını çaprazlamaya başladığında, yumuşak dokuda makrofajların yaptığı gibi, burada da osteoklastlar öne düşerler. Bu işlev “kesen koni” ismini alır. Çünkü diğer damarlarla birleşebilmek için kemik yolu boyunca kendine delikler açarak ilerler.

Kemik iyileşmesinde bütün olaylar küçük bir alanda gerçekleşir. Bu merkezi iyileşme noktası hareketsiz kalmadığı takdirde damarlar yırtılır, fibroz yapı ya da kaynamama olayı gerçekleşir. Tekrarlayan küçük miktarlardaki kemikleşme distraksiyonları (milimetrenin fraksiyonu) kal formasyonunu uyarır ve hızlandırır.

Kemik onarımı, aynı zamanda perforasyon ve oksijenasyonun büyük etkisi altındadır. Osteomyelit sıklıkla iskemik kırık parçacıklarında gelişir. Hiperoksijenizasyon kırıkların iyileşmesini hızlandırır, osteomyelit tedavisinde rol oynar. Akut veya kronik hipoksi ise kemik onarımını yavaşlatır.

Farklı tipdeki kemiklerde onarım farklı olur. Yassı kemiklerde iyileşim fibröz doku oluşumu ve bunu izleyen kalsifikasyon yoluyladır. Kortikal kemiklerde ise doğrudan kalsifikasyon gelişimi sözkonusudur.

Kemik iyileşmemesi (nonunion), çok kötü bir komplikasyon olup uzun süre hareketsizliği gerektirir. Bu durumlarda onarım implante edilen elektrotlar veya dışardan verilen eletrik akımı ile hızlandınlabilir. Bu türlü yaklaşımdaki bir etkinlik, elektrod noktalarında oksijen oranını yükseltip osteomyeliti reaktivite etmektir. Bu yarada canlı bakterilerin uzun yıllar kalabilmesinin bir diğer örneğidir. İlk yara iyileşmesinden 30 yıl sonra reaktive olan eski enfeksiyonlara ait yayınlara rastlanabilmektedir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ