Oksijen, Anemi ve Perfüzyon

Iskemik dokularda iyileşme yetersiz olup sıklıkla yara onarımı tamamlanmaz. Yaraya gelen oksijen miktarında azalma, kollajen birikimini, yeni damar oluşumunu ve epitelizasyonu yavaşlatırken miktardaki artım, onarımın oranını normalin üzerine çıkartır. Solunan oksijenin artması, greftin tutma şansını arttırır. Oksijen taşımada aksaklık, damar hastalıkları dışında, hipovolemi veya konstriksiyon, hatta dikişlerin çok sıkı bağlandığı durumlarda bile gelişebilir.

Aneminin, yaradaki hipoksiyi arttıracağı beklenebilirse de bu genellikle gerçek değildir. Hipovolemik anemi, onarımı olumsuz etkilerken, normovolemik anemi hematokrit %15 civarına kadar düşse dahi bu konuda etkisizdir. Oksijen miktarı tayininde temel prensip gelen kandaki oksijen miktarından çok arteryel kanın PO2’sidir; nitekim anemik fakat normovolemik hayvanlann yaralannda oksijen basıncı ve kollajen yapımı normaldir. Daha da ötesi, arteriyel PO2 ‘ni hemoglobin oksijen eğrisinin üstüne çıkarmak, arteriyel hacmi arttırmakla sağlanacak kollajen sentezinin çok üzerinde artış sağlar.

Yara beslenmesi ve oksijenizasyonun en son ve en önemli belirtisi doku perfüzyonudur. Muhtemelen, yara iyileşmesini olumsuz etkileyen en önemli olay bölgesel hipoperfıizyon yolu ile iskemi ve hipoksi yaratan dikişlerin aşırı baskısıdır. Yetersiz perfüzyonu saptamak kolay değildir. İnsan yarası üzerinde yapılan çalışmalar – özellikle büyük travma yada cerrahi sonrası-hastaların büyük bir kısmında perfüzyonun yeterli olmadığını göstermektedir. Bu sorun, genellikle sıvı infüzyonunu arttırmak yoluyla çözümlenebilir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ