VÜCUT SIVISI ve DAĞILIMI

Tüm vücut suyu ağırlığının %45-60′ ını oluşturur. Kişiler arasında yaş ve yalın vücut kütlesine göre yüzde değişebilir. Ancak sağlıklı şahısta günden güne oldukça sabit kalır. Tüm vücut suyu hücre dışı ve hücre içi olmak üzere iki kompartmana ayrılmıştır. Hücre içi suyu tüm vücut suyunun üçte ikisini ve ağırlığının %40’ını oluşturur. Kalan üçte bir hücre dışıdır. Hücre dışı sıvı da iki kompartmana ayrılır:

(1) Plazma suyu ki, hücre dışı sıvı da yaklaşık %25’ini ve ağırlığın %5’ini oluşturur. (

2) Hücreler arası sıvı ki, hücre dışı sıvının %75’ini ve ağırlığın %15’ini oluşturur.

Hücre içi ve hücre dışı sıvı kompartmanlarının solut içeriği farklılık gösterir Hücre dışı sıvı başlıca sodyum, klor, ve bikarbonat içerir, diğer iyonların yoğunluğu daha azdır. Hücre içi sıvısı başlıca potasyum, organik fosfat, sülfat ve düşük yoğunlukta diğer iyonları içerir.

Plazma suyu ve hücreler arası sıvı benzer elektrolit içeriğine sahip oldukları halde plazma suyu daha çok protein içerir. Bu Gibbs-Donnan dengesi ile düzenlenen elekrolit konsantrasyonlarında hafif farklılığa yol
açar. Başlıca albumin olmak üzere plazma proteinleri plazmanın yüksek kolloid osmotik basıncını sağlarlar ki, Starling prensipleri ile açıklandığı gibi bu durum sıvının damarsal ve hücrelerarası kompartmanlarda dağılımını ayarlar.

Böbrek vücut sıvılarının hacim ve içeriğini 2 farklı ancak birbiriyle ilişkili mekanizma ile ayarlar:

(1) Diyetle alımdaki farklılığa göre filtrasyon ve geri emilîmle idrar sodyum konsantrasyonunu ayarlayarak

(2) antidiüretik hormon salınımına göre su atılımını düzenleyerek bu iki mekanizma su ve tuz alımındaki büyük değişkenliğe rağmen böbreğin vücut sıvısının hacim ve osmolaritesini belirli sınırlar içinde çok az oynayarak korumasını sağlar. İdrarın hacim ve içeriğini inceleyerek vücut sıvısının hacim ve içeriği hakkında değerli bilgiler elde edilebilir.

Bazı iyon ve proteinlerin vücut sıvıları arasında hareketleri kısıtlandığı halde su serbestçe geçebilir. Tüm vücut kompartmanlarının osmolaritesi (Tüm eriyik konsantrasyonu) 290 mosm/kg H20 olmak üzere aynıdır. Vücut sıvılarındaki erimiş solut molar konsantrasyonları ile doğru orantılı olarak total osmolariteyi oluştururken, hücre dışı sıvıda potasyum tuzları sorumludur. Osmolarite kontrolü su alımı (Susuzluk) ve su atılımı (İdrar hacmi, hissedilemeyen kayıp ve gaita suyu) iledir. Su alımı azaldığında böbrekler idrar hacmini 4 kat azaltıp eriyik konsantrasyonunu 4 kat arttırabilirler. (Örneğin 1200-1400 mosm/kg H2O ya kadar). Su alımı fazla ise böbrekler fazla miktarda seyreltik idrar çıkarabilirler (50 mosm/kg H20).

Elektrolit konsantrasyonları eşdeğer ağırlıklar şeklinde ifade edilirler. 1 molar (m) solüsyon 1 litre (L) sıvıda erimiş 1 gram moleküler ağırlıklı bileşik içerir. 1 ekivalan (eq) iyon iyonun değerliği ile 1 molünün (mol) çarpımına eşittir, örneğin monovalan sodyum iyonu durumunda 1 eq 0.5mole eşdeğerdir. Vücut sıvılarının bağıl olarak seyreltik olduğunu göz önüne alırsak iyonların molar konsantrasyonları tüm sıvı osmolaritesine eşdeğerdir. Fakat bu solütlerin kimyasal etkinlikleri farklı olduğundan genellikle osmolariteyi sodyum konsantrasyonunu ikiyle çarparak tahmin etmek daha doğrudur.

Su ve tuz atılımının böbrekler tarafından hassas düzenlenmesi vücut sıvı osmolarite ve hacimleri arasında dolaylı ilişkiler oluşturur. Edelman ve arkadaşları plazma veya diğer vücut sıvılarının osmolaritesinin değişebilir sodyum (Na*) ve anyonları toplamı ile değişebilir potasyumu (K*) ve anyonları toplamının tüm vücut suyuna bölümüne eşit olduğunu göstermişlerdir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ