YANIKLARDA SOLUNUM YOLU YARALANMASI

Günümüzde, yanık sonrası ölüm sebeplerinin başında solunum yolu ile ilgili yaralanmalar veya komplikasyonlar gelir. Problemler, inhalasyon yaralanması, şuursuz hastalarda aspirasyon, bakteriyel pnömoniler, pulmoner ödem, pulmoner embolizm ve posttravmatik pulmoner yetmezlikten oluşur.

Diğer komplikasyonlara zemin hazırlayan, doğrudan inhalasyon yaralanmaları 3 kategoriye ayrılır: Karbonmonoksit zehirlenmesi, havayollarının sıcaklıkla yaralanması ve zararlı gazların inhalasyonu

Kuru ısının doğrudan inhalasyonu kord vokal altında nadiren hasara sebep olur. Çünkü pek çok vakada üst solunum yollarından alınan gazlar trakeaya ulaşmadan evvel etkin bir şekilde soğutulur ve kordların refleks olarak kapanması, aynı zamanda larengeal spazm sıcak gazın tümünün inhalasyonuna engel olur. Üst solunum yollarının doğrudan yanması yüz, dudak ve burun kıllarında yanma ve farinks mukozasında nekroz yada şişme ile birliktedir. Üst yolların akut ödemi hava yolu obstrüksiyonuna ve akciğer hasarı olmaksızın asfıksiye neden olabilir. Beklenen yada o anda var olan larengeal obstrüksiyon belirtisi söz konusu ise trakea intube edilmeli veya hemen trakeostomi uygulanmalıdır. Özellikle boyun da yanmışsa, orta vakalarda iyi bir hemşire bakımı, daha iyi endotrakeal tüp ve tecrübenin söz konusu olduğu durumlarda inhibüsyonun trakeostomiye tercih edilebileceğini zannediyoruz. Endotrakeal tüp ile havayolu iyileşmesi yetersizse trakeostomi gerekebilir.Alt solunum yolu direkt yaralanmalarının diğer sebebi olan partikülveis inhalasyonu epitel hücrelerinde ve müköz membranlarda hasar ile karakterizedir ve pulmoner ödem yada pnömonitis ile sonuçlanır. Tedavi esas olarak pulmoner temizliğin sürdürülmesi, mekanik vantilasyon (endike ise) ve antibiyotiklerden ibaret destek tedavisidir.

Karbonmonoksid zehirlenmesi, kapalı yerde yanma, inhalasyonun fizik belirtilere veya dispne varlığı ile, inhalasyon yaralanması düşünülen her hastada dikkate alınmalıdır. Arteryel kan gazları ve karboksihemoglobin seviyesi saptanmalıdır. Sigara içmeyenlerde %5 içenlerde %10 üzerindeki karboksihemoglobin seviyesi karbonmonoksid zehirlenmesini ifade eder. Karbonmonoksidin hemoglobine olan afinitesi oksijene göre 200 kat fazladır. Böylece oksijeni ayırır, ve oksihemoglobin disosiyasyon eğrisinde sola kaymaya neden olur (P-50, hemoglobinin yarısının oksijenle doygun olduğu oksijen basıncı azalmıştır). Oksihemoglobin saturasyonunun ölçülmesi hataya sebep olur. Çünkü karbonmonoksidle birleşen hemoglobin saptanmaz ve oksihemoglobin saturasyon yüzdesi normal olarak görünebilir.

Orta dereceli karbonmonoksid zehirlenmesi (karboksihemoglobin %20’den az) baş ağrısı, hafif dispne, hafif konfüzyon ve görme keskinliğinde azalma ile kendini gösterir. Orta dereceli zehirlenme (karboksihemoglobin % 20-40) irritabilite, düşüncenin bozulması bulanık görme, bulantı ve halsizliğe sebep olur. Ciddi zehirlenme (karboksihemoglobin %40-60) hallusinasyon, konfüzyon, ataksi, kollaps ve koma yapar. Karboksihemoglobinin %60 dan fazlası genellikle öldürücüdür.

Solunum dumanındaki değişik toksik kimyasal maddeler spesifik respiratuar yaralanmalar oluşturur. Örneğin kerosen dumanı inhalasyonu kısmen zararsızdır. Odun ateşi dumanı oldukça irritandır. Çünkü başta akrolein olmak üzere aldehid gazlan içerir. Düşük konsantrasyonlarda bile akroleinin doğrudan inhalasyonu müköz membranları irrite eder ve sıvı sızması oluşturur. 10 ppm lik konsantrasyonu akciğer ödemine sebep olur. Poliüretane gibi yeni plastik bileşiklerden bazılarının dumanı en ciddi toksik irritandır. Chlorine, sülfirik asit veya siyonidler gibi zehirli gazlar yayılır ve absorbe edilirse, öldürücü olabilirler.

İnhalasyon yaralanması, daha sonra mukoza atımının takip ettiği ciddi mukoza ödemine sebep olur. Hemen derhal, peribron-şiolerve perivasküler ödem gelişir. Büyük hava yollarında harap olan mukoza mukopürülan bir membranla değiştirilir. Ödem sıvısı hava yoluna girer ve lümende cerahatle karşılaştığı zaman küçük bronşiollerde çöküntüler ve plaklar oluşturur. Terminal bronşioller ve alveoller karbona benzer materyal içerebilir. Akciğer interstisiyel dokusu da ödemli hale gelir ve bronşiolleri tıkayabilir. Genellikle birkaç gün içinde akut brorişiolit ve bronkopnömoni gelişir.

İnhalasyon yaralanmasından şüphe edildiği zaman üst solunum yollarının mı yoksa alt solunum yollarıyla beraber her ikisininde mi hasar gördüğünü saptamak amacıyla erkenden fiberoptik veya standart bronkoskoplarla hava yollarının endoskopik muayenesi yardımcı olabilir. Maalesef, bir ölçüde, bronkoskopi ile, yaralanmanın ciddiyeti doğru bir şekilde değerlendirilemez. Sadece bir yaralanmanın söz konusu olduğunu gösterebilir. Son çalışmalar direkt laringoskopininde bu kadar bilgi verebileceğini göstermiştir Xenon akciğer taraması özellikle alt hava yollarındakiler olmak üzere akciğer yaralanmasının saptanmasında kullanılabilir.

Xenonun hava yollarından ve parankimadan gecikmiş olarak atılması bronşioler ödemi ve spazmı gösterir.

Sık karşılaşılmayan solunum yetmezliği sebepleri pulmoner emboli ve “aşın yükleme” den doğan akciğer ödemidir. Emboli genellikle geç dönemde, uzun süreli yatak istirahatinden sonra, tedavinin gidişi sırasında oluşur ve solunum fonksiyonlarında aniden kötüleşme olursa şüphelenmek gerekir. Pek çok yanık merkezlerinde primer tedavi rejimi içerisinde heparin yer aldığından emboli daha az görülür. Pulmoner emboli tanısı konduğu zaman heparin antikoagulasyonu endikedir .

Canlandırma sırasında aşırı sıvı yüklemeden doğan pulmoner ödem daha önceden kalp hastalığı olan hastalarda ortaya çıkar. Tedavi diürez ve digitalistir. Pulmoner ödem böbrek yetmezliği ile beraber ise acil olarak flebotomi ve diyaliz gerekir.

Muhtemelen, solunum yetmezliğinin en büyük sebebi inhalasyon yaralanması, trakeostomi veya endotrekeal tüp yolu ile oluşan akciğer kontaminasyonu, hava infeksiyonlan, veya yanık yarasından kan yolu ile yayılan bakterilerle ilgili pnömonilerdir.

Sepsisle birlikte pulmoner kapillerlerde hasar, akciğer interstisiyel aralığına sıvı ve protein sızması söz konusudur. Kompliansda azalma ve kanın oksijenlenmesindeki modern metodlar ve yoğun pulmoner temizlik son yıllarda ölüm oranını önemli ölçüde azalttı.

Göğüs duvarının geniş bir düzeyi yandığında göğüs duvarı sıkışmasına bağlı atelektaziler olabilir. Tüm olarak çevreleyen yanıklar en kötüsüdür, fakat göğüs çevresinin yansı kadar az bir bölümü yansa da sıkışma yine olur. Bu vakalarda eskar, göğüs duvarı hareketlerini kısıtlayan bir mengene gibi hareket eder. Yeterli havalandırmayı sağlamak amacıyla genellikle multiple longitüdinal eskarotomiler gerekir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ