YUMUŞAK DOKU TÜMÖRLERİ

Son 10 yıl içinde yapılan çalışmalar, küçük ve orta derecede büyük yumuşak doku sarkomalarında modern aletler ve teknikler kullanılarak, yüksek doz radyoterapi ile birlikte konservatif cerrahinin etkili olduğunu ortaya koymuştur. Diğer yandan tıbbi veya teknik olarak inoperabl bazı lezyonlarda yalnız başına yüksek doz megavoltaj radyoterapi ile tedavi edilmiştir. Potansiyel olarak mikroskobik invazyon düşünülen bütün alanlara 5-6 haftada 5000 rad. tedavi yapılmıştır.

Buna ilave olarak eksternal radyoterapi, elektron ışınlaması veya interstisiel inplantlar uygulanan primer alana da azaltılmış olarak 1500-2000 rad.lık tedavi verilir. Bu yaklaşım şekliyle %90 oranında lokal kontrol sağlanmış olur. Ekstremite lezyonlarında hastaların bu değerli organları amputasyondan korunmuş ve ancak yetersiz kalındığında amputasyona gidilmiş olur. Lezyonun büyüklüğünün yanısıra, tümörün histolojik aşaması da prognoz için önemli bir kriterdir; Grade 1,11 ve III için 2 yıllık hastalıksız yaşama oranı %86, %51 ve %11 dir.

Desmoid, infiltran nörofibroma ve infiltran myxoma gibi metastaz yapmayan düşük dereceli tümörlerde, cerrahi eksizyon mümkün olmadığı takdirde genellikle yüksek doz radyoterapi ile başarılı sonuç alınır. Tedaviden belirgin bir sonuç alınabilmesi için birkaç ay ve hatta yıl gerekir.

Çocukluk çağı rhabdomyosarkomunda, sınırlı cerrahi ile birlikte yüksek doz radyoterapi ve vincristine, dactinomycine, cyclophosphamide gibi kemoterapödiklerin multimodel olarak kullanılması prognozu önemli oranda etkilemektedir. Bu tedavi yaklaşımıyla baş ve boyun tümörlerinde 3 yıllık yaşam süresi %70 ve hastalığın lokal kontrolü %90 oranında sağlanabilmektedir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ